Araştırma Projeleri Direktörlüğü

Tanımlar ve Kavramlar

Günümüz dünyası küresel olduğu kadar rekabetçidir de. Bu yoğun rekabet, sürdürülebilir ekonomik gelişmeyi sağlamak için, ulusların bilgi ve inovasyonu hızlı oluşturarak yaymasını gerekli kılmaktadır. AR-GE ve inovasyon günümüz küresel ekonomileri için en önemli değerler olduğundan, bu alanlardaki yatırımlar ile bilim ve teknoloji transferleri son yıllarda hızla artmıştır.

Günümüzde, sosyal ve ekonomik sorunları çözerek toplumun refahına katkıda bulunmak ve aynı zamanda uluslararası rekabeti sürdürebilmek için geleneksel bilim ve teknoloji politikalarından, AR-GE odaklı politikalara doğru bir geçiş yaşanmaktadır. Luc E. Weber tarafından da belirtildiği gibi, “Son çeyrek yüzyılda, küreselleşme ve artan rekabetçi iklim ile birlikte, şiddetli finansal ve ekonomik krizler, gelişmiş ülkelerin yüksek standartlarını koruyabilmesi, kalkınmakta olan ülkelerin kalkınmalarını sürdürebilmeleri için daha fazla inovasyon ihtiyacını ortaya çıkarmıştır.”[1] Charles M. West bu gelişmeyi şu şekilde özetlemektedir: Günümüzün dört gerçeği; dünyanın her yerindeki insanların zeki ve yetenekli olması, bilim ve teknolojinin durmaksızın gelişmesi, küreselleşmenin bariz bir gerçek olması ile internet ve dünya çapında bilgisayar ağının demokratikleştiren güç olmasıdır. Bu gerçeklerin üç sonucu; bireyler, şirketler ile ulus ve bölgelerin inovasyon yapmasıdır. Temel prensip ise rekabetin mükemmellik ve inovasyonu harekete geçirmesidir. Burada çelişik olan ise, 21. yüzyılda işbirliği ve rekabetin birbirini güçlendirmesidir.[2] West, aynı zamanda, bu gelişmeye paralel olarak, üniversitelerdeki araştırma ve eğitimin de benzer bir şekilde on yıllık evrimleşme süreci geçirdiğini iddia etmektedir.  Ona göre, 1970’ler mühendislik bilimi evriminin altın çağıdır. 1980’lerde pek çok üniversite imalat sektörü krizine, tasarım, üretim ve bilgisayar bilimlerine odaklanarak ve ortak işletme ve mühendislik programları oluşturarak tepki vermiştir. 1990’larda ise doğrudan tüketici odaklı araştırma ve ticarileşme patlama yaparak 21. yüzyılda da devam etmiştir.[3]

Günümüzde pek çok enstitü ve kurum, teknoloji ve inovasyonda rekabet edebilmek için araştırma ve inovasyon kapasitelerini güçlendirerek AR-GE’ye daha büyük bütçeler ayırmaktadır. 50,5 milyar avro bütçeli 2007–2013 Avrupa Birliği 7. Çerçeve Programı’nın (FP7) kabulünden sonra Ortak Avrupa Araştırma Alanı’nın Mart 2000’de Lizbon Avrupa Konseyi tarafından onaylanması, AR-GE yapılanmalarını çok daha kolay ve verimli hale getirmiştir. Dünyanın en zengin 22 ülkesini, yoksul ulusların refahı için yapılacak olan AR-GE araştırmaları için ayırdıkları bütçelere göre değerlendiren The Committment to Development Index’e göre,  2010 yılında İsveç ilk sırayı almakta, Hollanda, Norveç, Yeni Zelanda, İrlanda ve Finlandiya ise bu ülkeyi takip etmektedir.

AR-GE, sözcük anlamıyla, UNESCO tarafından, “Bilgi sermayesini arttırmak için –ki bu sermaye insanı, kültürü, toplum bilgisini ve bu bilginin, tarım, ilaç, endüstriyel kimya ve deneysel gelişme alanlarında yeni cihazlar, ürünler ve yeni uygulamalar geliştirecek araştırmalar için kullanılması ve geliştirilmesini kapsar– yapılan ve yaratıcılık içeren aktiviteler”[4] olarak tanımlanmaktadır. Oslo Kılavuzu’na göre inovasyon, “Çeşitli iş kollarında, işyerlerinde ve dış ilişkilerde, yeni ya da önemli ölçüde geliştirilerek yenilenmiş mal, hizmet, süreç ya da yeni pazarlama ve örgütsel metodun uygulanmasıdır.”[5]
OECD Frascati Kılavuzu AR-GE’nin başlıca üç faaliyet içerdiğini savunur: temel araştırma, uygulamalı araştırma ve deneysel geliştirme.[6] Bu üç bilimsel faaliyet şöyle tanımlanmaktadır:

Temel araştırma, bir olgunun altında yatan temel ve izlenebilir gerçeklerle ilgili yeni bilgi edinmek için, uygulanabilir olup olmadığına bakılmaksızın yapılan deneysel ya da teorik çalışmadır. Uygulamalı araştırma da yeni bilgi edinmek için yapılan özgün bir araştırmadır ancak, öncelikli ve özel olarak pratik bir amaç ya da hedefe yönelik olmalıdır. Deneysel gelişme ise, araştırma ya da pratik deneyim sonucunda kazanılmış bilginin üzerinden yapılan ve süreç, sistem ya da hizmet üretmek ya da hâlihazırda üretilmiş veya kurulmuş olanları büyük ölçüde geliştirmek amacıyla yeni materyal, ürün ve cihaz üretmeye yönelik sistemli araştırmadır.[7]

Bir hizmetin AR-GE içerip içermediğini anlamak için UNESCO beş kriter belirlemiştir: 1) Kamu araştırma laboratuarları ile bağlantılar, 2) Doktoralı personel ya da doktora öğrencilerinin çalışması, 3) Araştırma sonuçlarının bilimsel dergilerde yayınlanması, 4) Bilimsel konferansların organizasyonu ya da bilimsel değerlendirme süreçlerinin içinde yer almak, 5) Prototip ya da pilot bölgelerin kurulması.

AR-GE konusundaki tanım ve kavramlar hakkında daha detaylı bilgi için aşağıdaki kaynaklara başvurulabilir:
 
 

[1] Weber, Luc E., 2010. “The next decade, a challenge for technological and societal innovations,” in: Luc E.Weber and James J. Duderstadt, eds., University Research for Innovation,  Economica Ltd., London, p.46.
[2] West, Charles M., 2010. “Technological innovation in the 21st century,” in: Luc E.Weber and James J. Duderstadt, eds., University Research for Innovation, Economica Ltd., London, p.53.
[3] Ibid, p.55.
[4] OECD Factbook 2008: Economic Environmental and Social Statistics, OECD Publishing, Paris, 2008, p.50.
[5] Oslo Manual: Guidelines for Collecting and Interpreting Innovation Data, 3rd Edition, A Joint Publication of OECD and Eurostat, Luxembourg, 2005, p.43.
[6] Frascati Manual: Proposed Standard Practice for Surveys on Research and Experimental Development, OECD Publishing, Paris, 2002, p. 62.
[7] OECD Factbook 2010: Economic Environmental and Social Statistics, OECD Publishing, Paris, 2010, p.76.

 

 

Haberler